Kuranda NİDD ve ENDAD

2013-02-14 12:47:00

  Bakara süresinin 159. ayeti… “İndirdiğimiz açık seçik delillerle kılavuz mesajı; Biz onu kitap da İnsanlara ayan beyan gösterdikten sonra gizleyenlere, işte onlara, hem Allah lanet eder, hem de lanet okuyanlar lanet eder.”.                   Bakara süresinin 165.... ”İnsanlar içinde öyleleri vardır ki, Allah dışında “bazılarını” Allah’a eş tutarlar da, onları Allah’ı severmiş gibi severler. İman sahipleri ise, Allah’a sevgide çok kararlı ve taşkındırlar. Zulme sapanlar, Azabı gördüklerinde, tüm kuvvetin Allah da bulunduğunu, Allah’ın azabının çok şiddetli olduğunu fark edebileceklerini anlayabilselerdi.” Bazılarını kavramını açarsak, burada hem “bazı şeyleri” hem de “bazı kimseleri” kapsadığını hatırlatalım. Bunun içinde, hem ilan edilen azizlerin veya evliyanın kuyruğuna takılmak, hem de aristokrasinin kuyruğuna takılmayı kapsamaktadır. Yine zamanımızda öyle akılsızlar vardır ki, onlara Kuran oku ve ondan ilim al dereniz size, rabb/erbab edindiklerinin eser ve öğretilerinden başka şey okumayacaklarını dahi söylerler. İşte bunlar o kimselerdir.   NİDD / ENDAD; (Arapça nidd Misiller, nazirler/Yardımcılar, benzeyenler, eşler(bakınız, eşbah, nazair)   Eşbah;”Arapça, şebah) 1-Şahıslar, cisimler, vücutlar, gövdeler. 2-Büyük kapılar. 3-Uzaktan görülen şeyler, hayaller karartılar. Endad bir nevi hayali anlamlar çıkarmaktır. Yani çıkan anlam, ne Vahyi gönderenin maksadına, ne kavramların içerdiğine ve öne alınması gereken anlamına, ne surenin ismine ve genel tema ve maksadına, nede çevre ayetlerin ana fikrine uymayacak şekilde ki yorumdur.      Mealden ald... Devamı

99 KOYUN 1 KOYUN

2013-01-11 16:58:00

  "Ey yöneticiler, Davut hatasının farkına vardı. Ya siz fitnenin farkında mısınız?"     GELİR ADALETSİZLİĞİNE ÖRNEK   Kur’an’da “99 koyuna sahip kardeş ile 1 koyuna sahip kardeş” kıssası geçer.   Olay Davud ile ilgili olarak Sad suresinde geçer.   Acaba burada ne anlatılmaktadır?   Bir ülkenin meliki iseniz ve o yönettiğiniz ülkede bir kişi 99 diğer 1 koyuna sahip ise; bu sorun yönetim başarısızlığıdır. Yönetici fitnenin yani gelir adaletsizliğinin (fitne) farkına varır ve Allahdan af diler. Sonra rüku secde ederek bu adaletsizliği giderir. Sonrada Allah onu af eder.   Bir (1) kişeye Dokuz (9), Dokuz (9) kişiye Bir (1) pul (N.F.KISAKÜREK)       Halbuki anlatılmak istenen canalıcı bir sorunla ilgili.   Gelir adaletsizliği ...   ***       Sad Suresi    “Üstünlük taslamalarına rağmen yürekli paramparça olan”inkarcılar, peygambere türlü itham ve iftiralarda bulunmakta ve “Bu adam bir takım büyüleyici laflar eden yalancının birisi”demektedirler. (2-4 ayetler).   Kavmin mele’ takımı (ileri gelenleri/egemenleri)  “Yürüyün, ilahlarınızı koruyun. Biz en son dinde (milleti’l-ahire) böyle bir şey duymadık. Bu... Devamı

Koyunlaştırılmış Kitlesel Güç

2013-01-11 16:57:00

  Koyunlaştırılmış Kitlesel Güç   Koyunlaştırılmış Kitlesel Güç, Koyun derken, koyunların klonlamasından bahsetmeyeceğiz! İnsanların dogmalarla, sinsi ve kurulu sistemlerle, kör inançlar ve ritüellerle klonlanmasından bahsedeceğiz. Dünyada, insanların kurdukları acımasız düzenler/sistemler, sadece insanların doğduğu aile, köy, şehir, ırk, din veya devlet değiştiğinde; onları ölüme kadar kendi dogmalarına nasıl köle yaptıklarına şahit olmuşsunuzdur. Örneğin; İran da doğan birisini alıp Avrupa’nın her hangi bir şehrine götürdüğümüzde ve orada büyümesini sağladığımızda farklı sonuçlar meydana gelmektedir. İran da, Ayetullah’ı din adamı olarak kabul eden kişi, Hıristiyan bir memlekette doğmuş olsa Papazları, Hindistan’da doğsa Budist rahipleri, İsrail’de dünyaya gelse Yahudi hahamları, Türkiye’de doğmuş olsa şeyhleri, seyitleri ve imamları aynı konumda görecekti. Buradan da anlaşılacağı üzere, kurulan düzenler ve kirli atmosfer sayesinde kişiliklerin ve karakterlerin oluşumunda bireyin kendi kanaati ve iradesi pek olamıyor. Yada bu kirli atmosferden sıyrılıp özgürleşemiyorlar. Peki neden bu böyle? Baskıcı ve otoriter yapılar/sistemler; insanlara tamamen dışarıdan yapılan baskılar sonucunda, bu tür dogmaları empoze ederek (dayatarak) ve de bu tür dogmaları içselleştirerek kendi istedikleri doğrultuda kullanabilecekleri kukla ve köle kişilikler yaratmaktadırlar. Böylelikle kişilerin özgürce düşünmeleri ve yaşamaları engellenmektedir. İşte, dışsal etkilerin (hegemonik güçlerin) sinsi bir şekilde kullanımı bu şekilde meydana gelmektedir. İnsanın özgürlüğünü bu şekilde elinden almaktadırlar. Bu dogmalar asl... Devamı

EGEMEN İSLAM KÜLTÜRÜNDEKİ ESTETİK YOKSUNLUĞU ÜZERİ...

2013-01-04 10:54:00

EGEMEN İSLAM KÜLTÜRÜNDEKİ ESTETİK YOKSUNLUĞU ÜZERİ...     EGEMEN İSLAM KÜLTÜRÜNDEKİ ESTETİK YOKSUNLUĞU ÜZERİNE   Makalenin başlığına bakarak, İslam ile İslam kültürünü birbirinin aynısı ifadeler olarak tanımladığımızı veya birbirinin yerine kullandığımızı sanmayın. İslam, yüce Rabbimizin Kur’an ayetlerinde ortaya koyduğu şeylerin adıdır. İslam kültürü ise, Kur’andan alınan ilham uygulamalarıyla bir bağıntısı olsa da, bir süreç içerisinde Müslümanların sahip olduğu değer yargılarını, kültür ve geleneklerini, alışkanlıklarını, yönetim anlayışlarını, çevre ile olan ilişkilerini, kısacası, yapıp ettiklerini ifade eder. Müslümanlar bir süreç içerisinde kültürlerini inşa ederlerken İslam olmayan çevre kültürlerden yoğun bir şekilde etkilendiler. Bu etkilenmeler, bazen doğrudan bazen dolaylı oldu ve bunların acı tatlı meyveleri mevcut İslam kültürü içerisinde yer aldı. Dolayısıyla bizim eleştirimiz, İslam’ın safiyetini ve duruluğunu, doğal çevre ile uyumunu bozan anlayışlara yöneliktir. Maalesef, mevcut kültürümüz içerisinde buna benzer çarpıklıkların azımsanmayacak kadar çok olduğu ilgili herkesin malumudur. Oysa İslam’ın kendisi bu tür nitelemelerden beridir. O, uyum, düzen ve estetiği içinde barındırdığı gibi bunların da yayıcısıdır. Örneğin, Kur’an ayetlerinin hem edebi sanat ve estetik hem iç bütünlük ve düzen, hem de içerik açısından bir şaheser olduğu, inanan, inanmayan, vicdan sahibi her insanın üzerinde ittifak ettiği bir konudur. Sorun Müslümanların böyle bir şahesere sahip oldukları halde, nasıl oluyor da sahip oldukları top... Devamı

NİÇİN SADECE KURAN

2013-01-04 10:53:00

  NİÇİN SADECE KURAN   Bu yazı önyargı ile okunacak bir yazı değil. Hiç bir düşünce kalıbına, kampına, siyasi akıma bağlanmayan, unvansız biri tarafından, herkes okusun diye kısa yazıldı. Bu yazı yeni bilgi içermez, gün gibi ortada olanın beyanından ibaret. Ancak gün gibi ortada olanın fark edilmesi çoğu zaman çaba gerektirir. İlk bölüm sadece Kuran’ın izlenmesi gerektiği yönünde Kuran’dan kanıtları, ikinci bölüm hadis, sünnet ve mezhep inancını çürüten tezleri içermektedir. Yanınızda en az bir Kuran çevirisi bulunmalıdır. Atıfta bulunduğumuz ayetlerin Türkçesini yazmayışımızın sebepleri şunlardır:   Birincisi, çeviri ayetin orijinal kelimelerini ve her anlam katmanını yansıtmayacaktır. Kelime kelime çeviri veren sitelerden kontrol edin, farklı çevirileri kıyaslayın. Sizin daha başarılı bulduğunuz çeviri ile bizimki farklıdır. Ayrıca Kuran’ı anlama çabası ve tembellik bağdaşmaz (bkz. 3:79, 6:156, 7:169, 12:111, 30:28, 33:67).   I.                   “SADECE KURAN” İNANCINA KURAN’DAN KANITLAR   Yüzyıllardır söylenegelenin, geleneğin aksine, İslam’ın Kuran’dan başka kaynağı yoktur. Bu gerçek Kuran’da açıkça haber verilmektedir.   İslam sadece Kuran’dır Müslümanlar sadece Kuran’a uymalılar (2:38, 2:63, 2:91, 2:120-121, 2:213, 2:176, 3:32, 3:73, 4:105, 5:3, 5:47-48, 5:99, 6:19, 6:114-115, 6:155-6:157, 7:3, 7:144-147, 7:169-171, 12:111, 17:9, 18:27, 20:113, 20:123-124, 20:133-134, 21:27, 21:45, 22:16, 22:54, 23:49, 23:73, 25:30, 28:49, 28:56, 33:1-2, 33:67, 34:6, 39:23, 39:41, 41:44, 45:6, 50:45... Devamı

RİBA ve ÇARESİ

2012-12-21 14:59:00

    “Riba” konusu Kur’an’da, değişik yerlerde bağımsız ayetlerdeki geçişleri dışında, Bakara suresinin 275-281. ayetlerinden oluşan paragrafta yer almaktadır:   275- O ribayı yiyen şu kişiler, şeytanın bir dokunuşuyla çarptığı kişinin kalkışından başka türlü kalkamazlar. Bu, şüphesiz onların, ”Alışveriş,  riba gibidir” demeleriyledir. Oysa ki, Allah, alışverişi helal, bu ribayı haram kılmıştır. Kendisine Rabbinden bir öğüt gelip de yaptığından vazgeçenin geçmişi kendisine, işi Allah’adır. Ve kim ki yeniden dönerse, işte onlar ateşin dostlarıdır. Onlar orada sürekli kalacaklardır. 276- Allah, ribayı yok eder, sadakaları da artırır. Allah, tüm aşırı nankör ve günahkar kimseleri sevmez. 277- Şüphesiz iman eden ve salihatı işleyen, salâtı ikame eden ve zekâtı veren kişilerin Rabbleri katında mükâfatları vardır. Ve onlar üzerine hiçbir korku yoktur, onlar üzülmezler de.  278- Ey iman etmiş kimseler! Eğer müminler iseniz, Allah’a takvalı davranın ve ribadan kalanı bırakın. 279- Artık böyle yapmazsanız, o zaman Allah ve elçisinden size savaşı bilin. Eğer tevbe ederseniz, artık sermayeleriniz sizindir. Haksızlık etmezsiniz, haksızlığa da uğramazsınız.  280- Eğer o (borçlu), darlık içindeyse, kolaylığına kadar mühlet! Eğer biliyorsanız, sadaka olarak vermeniz, sizin için daha hayırlıdır. 281- Ve kendisinde Allah’a döndürüleceğiniz güne takvalı davranın. Sonra da herkes kazancını tastamam alır. Ve onlar zulmedilmezler.   Yukarıdaki ayetlerde gayet açık ve net bir şekilde bildirilmiş olan ilkelerin tespitiyle başlıyoruz: - O ribayı yiyen şu kişiler, şeytanın bir dokunuşuyla çarptığ... Devamı

ZIHAR nedir?

2012-12-21 14:57:00

Vardır bizim toplumumuzda da densizler, edepsizler ve de edepsiz-demagoglar, lâfebeleri, her gelişmiş ama oturmamış toplumlarda olduğu gibi. Bütün bu densizliklerin, edepsizliklerin, arsızlıkların, erkek denen cinsin başı altından çıkmakta olduğu hepimizce bilinse de, bir türlü itiraf edilemezdirler. Adam 25 senedir evlidir, iki çocuğu vardır, 23 yaşında bir kız ve 14 yaşında bir oğlan. Er kişi ev dışında çalışmıştır, evine ekmek getirmiştir, eşini ise çocuklarının başına memur etmiş, böylelikle sorumluluğu paylaşmışlardır. Adam eşiyle üç senedir ne bir ilişki yaşamakta ne de muhabbet koyulaştırmaktadır. Ama o bir erkektir ve her erkek gibi insani ve tabii bir takım ihtiyaçları bulunmaktadır. Evinin kadını, artık annesi gibi... ...Kaynak : kurandanhaberler.blogcu.com Devamı

İLMİHAL ALDATMACALARI

2012-12-21 14:56:00

İlim, kurandan, ilmihale geçince; Bu Kuranı Mübin terk edildi. Cuma suresinin 9. ayeti, inananları Toplantı Gününde namaza çağıran ayettir. Bu ayet “ya eyyuhelleziine” sözcüyle başlayıp “Ey inananlar” manasına gelip hiçbir şekilde din, ırk ve cinsiyet ayrımı yapmayan bir sözcüktür. Hitap hiçbir ayırım yapmadan tüm insanlaradır. Ayeti okuyan ve anlayan her insan bu çağrıya uymalıdır. Sözcüğün Arapçasında ZEL harfinden sonra gelen harekesiz YE harfi, ZEL harfi esreli olduğundan, uzun “i” sesiyle okunmalıdır; YE harfi ise okunmayan uzatma harfidir. Hal böyle olunca, ayetlerin Türkçe transliterasyonlarında bazı telaffuz hataları yapılmış ise de, nihayetinde Arapça sözcük aşağıda parantez içerisinde yazıldığı gibidir ve yine... ...Kaynak : kurandanhaberler.blogcu.com Devamı

KURAN’daki NAMAZ ~ 1

2012-12-21 14:55:00

Genel olarak Namaza değil de Kurandaki Namaza değinmek isterken, bindörtyüz senelik bir alışkanlığın, gelenekleşmenin, bidatlaşmanın altını kazıdığımın farkındayım. Farkındalığımın ötesinde aşağıdaki satırlar okunduğunda, okuyucunun isyan bile edebileceği düşüncesi kafamda sabit bir fikir olarak yerini bulmuş durumda. Ama elden gelen bir şey yok, zaten aşağıda anlatılanlar, uydurulmuş dinin namazı değil, indirilmiş dinin namazıdır, Kuran’daki Namazdır. Öncelikle, Kurandaki haramların ve günahların, namaz kapsamında nasıl davrandığını ortaya koyarak başlamak, sanırım düşünceyi sıfırlama çabamızda bize ziyadesiyle yol gösterici olacaktır. Kuranda namaz ile ilgili 100’e yakın ayet bulunur. Bunların hepsi namaz kılmayı teşvik eden ayetlerdir. Kuranda namaz kılmayanları kınayan tek bir ayet yoktur.... ...Kaynak : kurandanhaberler.blogcu.com Devamı

KURAN'daki NAMAZ 2 Vusta (Orta !)

2012-12-21 14:55:00

Vusta (Orta !) namazı Bakara:238. ayette bahsedilir. 2:238 Namazlara, özellikle orta namaza dikkat edin. Kendinizi tümüyle ALLAH'a vererek namaza durun. 2:238 Hafizu ales salevati ves salatil vüsta ve kumu lillahi kanitın Sabah ve akşam namazının vakitlerini çıkardığımız ayetler ve bu ayet dışında namaz vakitlerinin çıkartılabileceği hiçbir ayet yoktur. Demek ki namaz vakitleri bu ayetlerden anlaşılacaktır. 24:58 Ey inananlar, yeminlerinizin/anlaşmalarınızın hak sahibi oldukları ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar... ...Kaynak : kurandanhaberler.blogcu.com Devamı

KURAN’daki NAMAZ ~ 3

2012-12-21 14:54:00
KURAN’daki NAMAZ ~ 3 |  görsel 1

KURAN’daki NAMAZ ~ 3 İlk iki bölümümüzde, namazın vakitlerine değindik. Kuran'da namazın beş vakit olduğuna dair bir ifade olmadığını inceledik. Namazın süresi hakkında bir ifade veya rükûda, secdede, ne söyleneceği de Kuran'da geçmez. Aslında hadislerde de namazın uzun mu, kısa mı olduğu, rükûda, secdede ne söylenmesi gerektiği aktarılmaz. Bugün anlatılan namazın, uydurma dolu hadislerle bile açıklanması mümkün değildir. Namazdaki birçok husus tamamen mezhep kurucularının şahsi görüşleriyle oluşmuştur. Peygamber'in hem çok uzun hem de çok kısa namaz kıldığına; uzun rükû, uzun secde ettiğine dair de birçok hadis vardır. Ama mezhepçiler, rükûları tek "Subhane rabbiyel azim", secdeleri üç "Subhane rabbiyel ala" ifadeleriyle... ...Kaynak : kurandanhaberler.blogcu.com Devamı

Kime MÜSLÜMAN denir ?

2012-12-21 14:53:00
Kime MÜSLÜMAN denir ? |  görsel 1

En başta, ilk adım olarak “Müslümanlık” sözcüğünü iyi kavramamız gerekmekte. Doğumumuz esnasında, nüfus cüzdanımız alındığında, belgenin üzerinde İslam yazılı satır, Müslüman olduğumuzu ancak resmi anlamda kanıtlar. Ömür boyu taşınan bu kimliğin gerçekte nasıl bir anlam içerdiği tam olarak bilinir mi? Yani asıl soru şudur: Müslümanlığın ne olduğunu biliyor muyuz? Müslüman olmak demek, Allah’ın var olduğu ve tek olduğu fikrini benimsemek demektir. Aslında bu basit tanım, İslam kavramını tamı tamına çerçeveleyen bir tanımdır. “Müslüman” kelimesi kocaman bir kelimeyken, böylesi bir zayıf karşılığı yakıştıramasak da, Kuransal kavramlar genelde, böylesine kolay anlaşılır söylemler içerirler. Müslüman kelimesi “İslam olan” demektir. İslam kelimesi... ...Kaynak : kurandanhaberler.blogcu.com Devamı

KONUBAŞLIKLARI

2012-12-18 08:39:00

    Elimize, örneğin, bir ilahiyat veya metafizik kitabı alalım; bundan sonra soralım, bu kitap sayıların niceliği hakkında herhangi bir soyut akıl yürütmesi içeriyor mu? Hayır. Hakikat ve varlık hakkında bir tecrübi (kıssa) akıl yürütmeyi ihtiva ediyor mu? Hayır. O zaman onu ateşe atın gitsin. Zira o kitap safsata ve aldatmacadan başka bir şey içermemektedir.   ***   "Önce sizi görmezden gelirler,sonra size gülerler, sonra mücadele ederler, Sonra siz kazanırsınız." *** YARARLANILAN VE TAVSİYE EDİLEN KİTAPLAR    İçindekiler (harf sırasına göre)    DİNİ KAVRAMLARI SORGULAMA     SAFAHAT KURAN TEFSİRİ     EMİRLER ve NEHİYLER   İLK MESAJLAR   TARİH ve KURAN   KISSALAR; Mucize mi, Masal mı ?   HADİS TENKİTİ ve UYDURMA HADİS ÖRNEKLERİ   *** Hakkında konuşulamayanların kutsallığı almış başını gitmiş ise... Orada, söylenecek söz kalmamıştır, Söyleyecek sözcü de kalmamıştır, Sözü dinleyecek kişi de...    Araplar atalarının yolunu (sünneti) ve yeni olan şeyler (bid'at) karşı gelmemeyi güvenilir hayat tarzı olarak benimsemişlerdir.  Çöle seyehate çıkanlar, atalarının daha önceki kervan yollarını takip ederler, alternatif yol arama gibi bir değişikliğe gitmezler. Bu sebeble eskiye bağlılık, Arap kabile yaşantısının  değişmez bir olgusudur. Malesef bu olgu, İslam düşüncesi gibi bizlere sunulmaktadır. Bu sebeble KURAN; hem böyle geleneğe bağlı araplara... Devamı

KURULU DÜZENLER (para)

2012-12-18 08:38:00
KURULU DÜZENLER (para) |  görsel 1

    Kanınımız vücudumuz için ne ise mal / meyl /para da iktisadi hayatımız için öyle. Hayal edin:  Yok olmanızı isteyen bir düşmanınız var.   Kan dolaşımınızın kontrolü bu düşmanın elinde olsa ne olur? Cevap gayet açıktır.   Sizi kansız bırakacak, hatta psikopatsa can çekiştire çekiştere öldürecektir. Böyle bir düşmanın vücudunuzdaki kanı kontrol etmesine razı olur musunuz? Kasketli Ahmet de, Sakallı Hüsnü de buna razı olmaz elbet. Lakin iktisadi yaşamın kan pompasının bir grup yabancıya teslim edilmesinde bir beis görülmüyor. Peki Hüsnücüm ya bu BDPS’nin sahipleri senin can düşmanınsa? (BDPS; Borca Dayalı Para Sistemi) Ya tek amaçları seni mahvetmek ise..   ***   Yıl 1648. Yahudi bir Osmanlı vatandaşı olan Sabatay Sevi (Zvi )‘Lurianik Kabala’ öğretisine dayanarak kendini ‘mesih’ ilan eder. Musa’nın şeriatında da bir takım değişikler yapmayı ihmal etmez. En büyük değişiklik ise Sabatay’ın ‘ilahi’ anlayışıdır. Sabatay der ki sayısı bir hayli çok olan müritlerine: “Artık dinin kurallarına uymaya gerek yok. Günahlar serbest. Hatta kasten günaha girmeli. Bir ibadet olarak.” Niye? Çünkü günahlar evreni karanlıkla dolduracak ve ancak o zaman dünyamızı aydınlatacak bir krallık kurulabilecek. (IMF, Dünya Bankası, NATO gibi kuruluşlar ise bu amaca götüren basamaklar)   *** Sabatay Sevi özellikle cinsellikle ilgili sınırların kalkmasını telkin etti. Sınırsız cinselliği tanrıya yaklaşmanın bir yolu olarak sundu. Ayinlerinde, ‘mumlar söner’ ve her türlü iğrençlik vuku bulurdu. Ensest yani aile i&cc... Devamı

KURULU DÜZENLER (banka)

2012-12-18 08:36:00
KURULU DÜZENLER (banka) |  görsel 1

    BDPS yani Borca Dayalı Para Sistemi.   Günümüzdeki faizci zulüm düzeninin adı.   Bir mühendislik projesi BDPS..   Nasıl ki bir meyve suyu fabrikasındaki makinalar, içine atılan meyveleri meyve suyuna dönüştürmeye ‘programlanmışsa’, BDPS de içine dahil olan tüm insanlığı köleleştirmeye programlanmış.   BDPS, küresel zulüm aleti..   Tabiatın yok olmasından, savaşlara,   Trafik sıkışıklığından, soframızdaki sağlıksız yiyeceklere,   Zinanın, hırsızlığın, cinayetlerin artmasından   Aile ve toplum içi huzurun azalmasına kadar daha birçok maddi ve manevi felakette BDPS’nin parmağı var.   Bu çalışmaların amacı BDPS zulmünü ifşa etmek ve bu ‘görünmeyen’ canavarı görünür hale getirmektir.   ***     Mezopotamya’da tapınaklar banka görevi görürlerdi.   Rahipler, tanrıların adına iş yaptıklarından halk onlara güvenir ve mallarını teslim ederlerdi.   Tarihi kayıtlar, tapınaklar ile bankacıların gizli, girift ilişkisini ortaya koyuyor.   ***   Britikanika Ansiklopedisine göre, Babil’de IGIBI ailesinin kurduğu IGIBI bankaları, hükümetin/tapınağın kasasında duran mallara karşılık borç para üretiyordu.   Bu sistem Rothschild’lerin 18.yüzyıl Avrupasında uygulamaya başladığı sistemin yani BDPS’nin aynısı idi. (BDPS; Borca Dayalı Para Sistemi.)   IGIBI bankaları da kasadaki maldan çok daha fazla miktarda borç para üretiyor ve yepyeni ürettiği borç para ile ‘faiz’ kazancı elde ediyordu.   BDPS’ciler, Babil’de kil üzerind... Devamı

SÖZE GEREK YOK (Kapitalist Yapı)

2012-12-18 08:33:00
SÖZE GEREK YOK (Kapitalist Yapı) |  görsel 1

      ... Devamı

SÖZE GEREK YOK (tek kuran)

2012-12-18 08:32:00
SÖZE GEREK YOK (tek kuran) |  görsel 1

  SÖZE GEREK YOK (tek kuran)     ... Devamı

Paranın nasıl üretildiğini bilmiyor musunuz?

2012-12-18 08:31:00
Paranın nasıl üretildiğini bilmiyor musunuz? |  görsel 1

  Paranın nasıl üretildiğini bilmiyor musunuz?     Kanada’da mesleği ekonomi olmayan üniversite ve üstü mezunu başarılı insanlar arasında bir anket yapılmış. Anketten çıkan çarpıcı sonuca göre hiçbirisi paranın nasıl üretildiğini bilmiyormuş.   Yine ilginç şekilde hepsi parayı devletin bastığını zannediyormuş. Ayrıca paranın büyük oranının (%90) bankalarca havadan yaratıldığından haberleri yokmuş.   Şöyle bir iddia da ortaya atılabilir. Anketi Türkiye için yapalım ve içine ekonomi öğrenimi görmüş olanları da dahil edelim. Çıkacak sonuç pek farklı olmayacaktır. Hatta daha da ileri gidip devletin en üst düzeyinde görev yapan insanların da işin fazlaca farkında olmadığı söylenebilir.   İddiayı destekleyen çok sayıda kanıttan birisi zamanın İngiltere Başbakanı David Lloyd George’un hikâyesi. Diğeri ise Malezya’nın efsanevi başbakanı Mahathir’e ait. Malezya’yı içine sokulduğu 1997 krizinden IMF’ye rağmen çıkarmayı başaran efsanevi liderin krize kadar paranın nasıl üretildiğine dair bilgisinin olmadığının itiraf edilmesi anlamlı. Evdeki doktor kitabında bunu açık yüreklilikle ifade ediyor.   İnsanların bu kadar yoğun şekilde hayatının parçası olmuş para gibi bir ölçü aracının nasıl üretildiğinin öğretilmemesi veya öğrenilememesini hele üniversite mezunu insanların bu konuda bilgisizliğini nasıl izah edebilirsiniz? Özellikle bu bilgisizlik dünya çapındaysa.   Anketteki herkes paranın devlet tarafından basıldığını zannediyor. Halbuki madeni paralar hariç tüm paralar devlet dışı kurumlarca basılmaktadır.   Süreci Açıkla... Devamı

Tekasür Hastalığı ve Kapitalist Din

2012-12-18 08:30:00
Tekasür Hastalığı ve Kapitalist Din |  görsel 1

  Tekasür Hastalığı ve Kapitalist Din   Din ile kapitalizm yapısı içiçe bir haldedir. Dindar, denilen kişiler, dini bir örtü gibi kullanırlar. Ahirete inanır gibilerdir ama onlar dünyayı severler. Dünyaya ve mal biriktirmeye daha fazla önem verdiklerini, bunun sonucu da daha zengin olduklarını görürüz. Kendine müslüman diyen ama tekasür hastalığına yakalananlar ... Aslında konuya daha derin ve geniş bir çerçeveden baktığımızda, mal biriktirmenin temelinde insanınsınırsız hırsı olduğu kolayca görülür. Her insanın, yaşadığı ortamda aldığı terbiye ve eğitimin etkisiyle, az veya çok bu hırsa sahip olduğu görülür. Burada Tekasür ahlaksızlığından ziyade, Ehli Sünnet teolojisinin, nebi adına uydurulmuş hadisler ile insanın mal biriktirme hırsını daha teşvik ettiğini söyleyebiliriz. Ancak gerçek problem, mal biriktirmeden ziyade bu biriktirilen mal ve zenginliğin nerelere harcandığındadır. Bu konuda Şia Ahlakı ile Ehli Sünnet Ahlakı arasında bir fark yoktur ve diğer insanlara az  yardımı, Çoğunu kendilerine bırakmayı esas alır. Aynı şekilde Kapitalist kültürün temelinde paylaşımcılık ve yardımlaşmadan söz etmek mümkün değildir. Çok azı hariç; zira hiç yardım alamayan aç insanlar isyan eder. Bu nedenle çok az yardım, kurulan sistemin işlemesi için gereklidir. İşte bu yönüyle Kapitalizm, gerçek İslam ile çatışmaktadır. Aslında Kapitalizmin temelinde bir din arandığında, buna en yakın dinin Hadu olanların (Yahudileşen) din yapıları olduğu görülecektir. Kapitalist kültürün temelinde sınırsız ihtiyaç, tüketim ve harcama olduğu gibi, aynı zamanda sınırsız bir hürriyet de vardır.... Devamı

ÇÖL KÜLTÜRÜ VE KURAN'A YANSIMALARI

2012-11-27 13:45:00

    EGEMEN İSLAM KÜLTÜRÜNDEKİ ESTETİK YOKSUNLUĞU ÜZERİNE   Makalenin başlığına bakarak, İslam ile İslam kültürünü birbirinin aynısı ifadeler olarak tanımladığımızı veya birbirinin yerine kullandığımızı sanmayın. İslam, yüce Rabbimizin Kur’an ayetlerinde ortaya koyduğu şeylerin adıdır. İslam kültürü ise, Kur’andan alınan ilham uygulamalarıyla bir bağıntısı olsa da, bir süreç içerisinde Müslümanların sahip olduğu değer yargılarını, kültür ve geleneklerini, alışkanlıklarını, yönetim anlayışlarını, çevre ile olan ilişkilerini, kısacası, yapıp ettiklerini ifade eder. Müslümanlar bir süreç içerisinde kültürlerini inşa ederlerken İslam olmayan çevre kültürlerden yoğun bir şekilde etkilendiler. Bu etkilenmeler, bazen doğrudan bazen dolaylı oldu ve bunların acı tatlı meyveleri mevcut İslam kültürü içerisinde yer aldı. Dolayısıyla bizim eleştirimiz, İslam’ın safiyetini ve duruluğunu, doğal çevre ile uyumunu bozan anlayışlara yöneliktir. Maalesef, mevcut kültürümüz içerisinde buna benzer çarpıklıkların azımsanmayacak kadar çok olduğu ilgili herkesin malumudur. Oysa İslam’ın kendisi bu tür nitelemelerden beridir. O, uyum, düzen ve estetiği içinde barındırdığı gibi bunların da yayıcısıdır. Örneğin, Kur’an ayetlerinin hem edebi sanat ve estetik hem iç bütünlük ve düzen, hem de içerik açısından bir şaheser olduğu, inanan, inanmayan, vicdan sahibi her insanın üzerinde ittifak ettiği bir konudur. Sorun Müslümanların böyle bir şahesere sahip oldukları halde, nasıl oluyor da sahip oldukları toprakları çöle çevirdikleridir. Bunun adı estetik yoksunluğud... Devamı

Söze gerek yok

2012-11-27 13:44:00
Söze gerek yok |  görsel 1

  Söze gerek yok                   ... Devamı

Farkında olmadığımız SAHTE TANRILAR

2012-11-27 13:42:00

  Farkında olmadığımız SAHTE TANRILAR   Dini, “terimlere / kavramlara ” hapsetmiş ezberci düşünce yapımızı bir tarafa bırakarak, terimlerin, kavramların işlevine bakacak olursak, Rabbi birlemenin / tevhidin aslında koşulsuz inanılıp teslim olunan “kutsalı” birlemek olduğunu görürüz.   Ortalama bilgi birikimine sahip herhangi bir insana “Kuşlar ne diye yaratılmıştır, onları diğer canlılardan ayıran en bariz özellik nedir” diye sorsanız, “uçmasıdır” yanıtını alırsınız. Bunun gibi balıklar yüzsün diye, arı bal yapsın diye yaratılmıştır.   Temsilen, uçmak kuşların, yüzmek balıkların ayırd edici vasfıdır. Her canlı için bunun gibi yüzlerce vasıf sayabiliriz.   Peki insanın ayırd edici vasfı nedir ?   Kuşları uçsun, balıkları yüzsün diye yaratmış olan O üstün Kudret sahibi Yaratıcı insanı ne için yaratmış olabilir ? Tüm yaratılmışlar içinde insanın ayırt edici vasfı nedir ? Alelade sohbetlerimizin övünç kelimesi, övünç cümlesidir “Eşrefi Mahlukat / yaratılmışların en şereflisi” olmak…   Düşünen, irade sahibi varlık olmak.   Kuşların dizi dizi uçmasını “salat / görev / anlaşmanın, ahdin, yaratışın gereğini yerine getirme” olarak tanımlayan Kuran’a göre insan için “düşünmek” de bir görev, bir din / yol, yordam olsa gerektir.   Onun için, “Soru sormak aklın dindarlığıdır” diyor bir söyleyen…   Ne güzel söylüyor…   Uçsun diye yaratılan kuşların uçmaması, yüzsün diye yaratılan balıkların yüzmemesi ne me... Devamı

İlah / Alihe KAVRAMI

2012-11-27 13:40:00

  İlah / Alihe KAVRAMI   İlah kelimesi "e-l-h" kökünden olup  çoğuluâlihedir    Kur'ân'da ilâh kelimesi 111 defa tekil, 2 defa ikil, 15 defa çoğul olarak geçmiştir. Kur'ân'da; Allah'ın isim-sıfatı olarak kullanılmış ve "ilâh" kelimesi hep nekre olarak zikredilmiş "el-ilah" şeklinde marife olarak geçmemiştir.    Allah'tan başka ilah olmadığı, Kur'ân'da;"Lâ ilâhe illâllâh", Allâh'tan başka ilâh yoktur (Muhammed, 19, Saff 35) cümlesi ile ifade edildiği gibi;   "Lâ ilâhe illâ ene", benden başka ilah yoktur (Nahl, 16/2), "Lâ ilâhe illâ ente", senden başka ilah yoktur (Enbiyâ, 21/87), "Lâ ilâhe illâ hû", O'ndan başka ilah yoktur (Duhân, 44/8), "Hüvallâhü'l-vâhid", O Allah tektir (Zümer, 39/4), "İlâhüne ilâhun vâhid", ilahımız bir tek ilahtır (Nahl, 16/22), "İlâhüküm ilâhün vâhid", ilahınız bir tek ilahtır (Bakara, 2/163), "İnne ilâheküm levâhid", gerçekten ilahınız elbette tektir, (Sâffât, 37/4), "Ennemâ ilâhüküm ilâhün vâhid", ilahınız ancak bir tek ilahtır (Fussilet, 41/6), "İnnemâ hüve ilâhün vâhid" O, ancak bir tek ilahtır (Nisâ, 4/171; En'âm, 6/19), "İnnemallâhü ilâhün vâhid" gerçekten Allah, ancak bir tek ilahtır (Nisâ, 4/171), "Mâ min ilâhîn illâ ilâhün vâh... Devamı

Bir teori Huruf-u Mukatta

2012-11-27 13:38:00

  Bir teori Huruf-u Mukatta     Huruf-u Mukatta Kuran surelerinin 29 tanesi "kısaltılmış harfler" veya "kesik harfler" adıyla bilinen huruf-u mukatta ile başlar. Her ne kadar müfessirler bu harflerin Allah ile peygamberi arasında gizli bir şifre olduğu yönünde görüş beyan etselerde gerçekte bazı islam tefsircilerinin belirttiği gibi bu harfler kendi surelerinin isimlerini gösterir. İslam öncesi Arapların bu tip harflerle bazı nesneleri de isimlendirdiğini bilmekteyiz.   Örneğin :       Elif-Aleph-Alpha :Öküz "elif kelimesi öküz anlamına geliyor ve önceleri öküz tarım yeni keşfedildiğinden kutsaldı." Bet-Beta-Beyt : Ev Dalet-Delta: Kapı Gimel- Cimel-Camel: Deve-Köprü He: Pencere Vav : Çivi,Kanca,pekiştirme, Vahid ismini ,.Vahidiyet, Vahdaniyeti ihtiva etmesi yönüyle de Allah’ın birliğini ifade eder.Harfi med olduğu gibi, kasem harfidir. VAV HARFİ İLE BAŞLAYAN KELİMELERE DİKKAT EDİNİZ. SORUMLULUK GEREKTİREN İŞLERDİR: VALİ, VEZİR, VELİ, VEKİL, VARİS, VASİ, VALİDE, VAAD ETMEK VB... Zayin: Kılıç het: çit tet:yılan lamed:asa mem:su nun:balık, kapanda olmak, sıkışmak, kaçmak isteyen, Tıpkı yunus gibi. Bkn: Enbiya 87, Kalem/Nun suresinde de buna dikkat çekilir.Bkn: Kalem 48 sameh:dayanak yay takımyıldızı Ayn-Ayın:Göz, para,  Ğayn: Bulut Pe-pi: Ağız, merkür kaf-qaf: Avuçiçi reş: baş, satürn şin:diş,gökyüzü taw:haç,jupiter ... Devamı

ŞİRA YILDIZI (vahyin ilk iniş zamanı)

2012-11-27 13:35:00
ŞİRA YILDIZI (vahyin ilk iniş zamanı) |  görsel 1

  ŞİRA YILDIZI (vahyin ilk iniş zamanı)   Yazımız bir kaç bölümler halinde yayınlayacağız. İnançların deformasyonuna uğramasından dolayı anlatılanların biraz sizi sıkacağına inanıyoruz. Lütfen sonuna kadar Kuran ile karşılaştırarak okuyunuz. ***   Günümüzde geçerli olan putperestlik kavramı, tarihin hiçbir döneminde insanlar tarafından yaşanmış bir realite olmamıştır. Yani tarihin hiçbir döneminde, insanlar kendi ellerinin mahsûlü olan taştan ya da tahtadan yapılmış heykellere tapmamışlardır.   Tarihin hiçbir döneminde hiçbir insan toplumu kendi elleriyle yaptığı tahtadan ya da taştan heykellerin kendilerini yaratmış olduğuna inanacak kadar, geri bir düzeyde olmamıştır.   Putperestlik, sembolün anlamını yitirmesidir. Anlamının insanlar tarafından artık anlaşılamaması demektir. Anlam yitince de sembolü kaldırıp atmaktan başka çare kalmıyor. O devirde olan işte buydu.  Lütfen bakınız: İLL / -EL Kültürü ve Şirk  http://vekuran.blogspot.com/2012/04/latuzza-ve-ucunculeri-menat.html Lât ve Uzza'ya ve diğer üçüncüsü Menat'a ne dersiniz? Erkek size de, dişi O'na mı? Öyle ise bu çok insafsızca bir paylaştırmadır. (NECM: 53/19-22)  Bu ayetlerde bu durum çok daha net bir şekilde dile getirilmiştir: Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilâh edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tâbi oluyorlar. Andolsun ki, kendilerine, Rableri katından yol gösterici gelmiştir. (NECM: 53/23,26-28) Melek sembolizmi... Günümüzde dini bilgi kirlenmesi o d... Devamı

Yahudileşme ve Ehli Kitap

2012-10-16 08:55:00

      1. Göklerde ve yeryüzünde olan şeyler, Melik, Kuddûs, Azîz ve Hâkim Allah'ı tesbih ederler. 2–3. O, Ümmiler içinde, kendilerinden olan, onlara ve henüz onlara katılmamış olan onlardan başkalarına Allah'ın Âyetlerini okuyan, onları arındıran, onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir elçi gönderendir. –Onlar, önceden apaçık bir dalalet içinde olsalar da.– Ve O, Azîz'dir, Hakîm'dir. 4. Bu [elçi gönderimi], Allah'ın, dilediği kişiye verdiği lütfudur. Ve Allah, büyük lütuf sahibidir. 5. Kendilerine Tevrât yükletilip de sonra onu taşımayan kimselerin durumu, kitaplar taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah'ın Âyetlerini yalanlayan toplumun misali ne kötüdür! Ve Allah, zâlimler toplumuna hidâyet etmez. 6. De ki: "Ey Yahudileşmiş kimseler! Eğer insanlar arasında yalnız kendinizin Allah'ın velileri olduğuna inanıyorsanız, eğer doğru kimseler iseniz hemen ölümü isteyin." 7. Oysa onlar, ellerinin önden gönderdiği şeyler yüzünden, onu [ölümü] asla istemezler. Ve Allah, zâlimleri çok iyi bilendir. 8. De ki: "Şüphesiz sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, mutlaka size kavuşacaktır. Sonra görünmeyeni ve görüneni bilene döndürüleceksiniz. O, size yapmış olduğunuz şeyleri haber verecektir." (Cuma/1-8) *** Cuma 1. ayette geçen Allahın isimleri Kuranda Melik kelimesi başta kullanılması ile bir yerde daha geçmektedir. Haşr 23. ayette “…Melik'tir; Kuddûs'tur; Selam'dır; Mü'min'dir; Müheymin'dir; Aziz'dir; Cebbar'dır;” Surenin başı yer ve göğün içindekilerin... Devamı

HADİS VE DİN ADAMLARI

2012-10-16 08:54:00

  HADİS VE DİN ADAMLARI     Yanlış İddia 13   Din adamları (imamlar, mollalar ve benzerleri) dinin muhafızlarıdır. Kutsal mesajın yorumlanmasında onları yegâne otorite olarak görmeli ve alçak gönüllü bir tavırla bize verdikleri bilgileri almalıyız. Din adamlarının doğruladığı hiçbir şeye karşı gelmemeliyiz çünkü onlar Allah’ın elçilerinin soylarından gelmektedirler.   Düzeltme 13   Dünyadaki inançların hemen hepsi din adamlarını dinin muhafızları olarak görürken Kuran bu yaygın görüşü reddeder, din adamlarının aslında Allah’ın indirdiği dinin gerçek düşmanları olabileceğini belirtir ve din adamlarının dine zarar verebileceğine dikkatlerimizi çeker. Tevbe Suresi’nde Allah şöyle buyurmaktadır:   “Ey iman edenler, gerçek şu ki, Yahudi ve Hristiyan din adamlarının çoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler ve Allah’ın yolundan alıkoyarlar. Altını ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlar... Onlara acı bir azabı müjdele.” (9:34)   Allah, Yahudi ve Hristiyan din adamlarının hatalarından bahsederek Müslümanlar’ı aynı yanlışlara düşmemeleri konusunda uyarmıştır. Tüm bu uyarılara rağmen birçok Müslüman din adamı kurallar icat edip bu kuralları Allah’a dayandırarak insanları Allah’ın Kitap’ında tarif ettiği doğru yolundan alıkoyar. Ayrıca bu kişiler takipçilerine kendilerine ne öğretilirse sorgulamadan kabul etmeleri konusunda eğitim verirler. Böylece takipçilerin akıl etme yetenekleri körelecek, bu kişiler din adamları tarafından uydurulmuş öğretilerin kutsal doğru olduğuna inandırılacaklardır. Kuran bu konudaki rahatsızlığı şöyle dile ... Devamı

HADİS VE AKIL

2012-10-16 08:54:00

  HADİS VE AKIL   Yanlış İddia 12   Din ile ilgili konularda “akıl”a yer yoktur. Kutsal mesajı ya da atalarımızın yorumlarını akıl ile anlama teşebbüsünde bulunmamalıyız. Bize düşen onların bizi yönlendirdikleri şeye mütevazı bir şekilde boyun eğmektir. Aklın, Kuran ile ilgili konuları anlamakta kullanılması yasaklanmıştır. Bu yasağa uyarak, atalarımızın bize dinen doğru olarak sunduklarını takip etmeli ve aklımızı devreye sokmamalıyız.   Düzeltme 12   Allah’ın mesajını kavramada, aklın önemsiz olduğunu iddia etmek büyük bir hatadır. Kuran birçok ayetinde insan aklına atıfta bulunmuştur. Kuran’da, kutsal mesajı anlamak için düşünme yeteneklerini kullanmayan insanlar kınanırlar:   “Çünkü hareket eden varlıkların (yaratıkların) Allah katında en kötüsü, akıllarını işletmeyen sağır-dilsizlerdir.” (8:22)   Bu durum insanın aklını kullanmadığı zaman düşeceği durumu açıkça betimlemektedir. Böyle bir insan, Kuran’a göre, sadece bu dünyada değersiz ve bayağı bir hayat yaşamakla kalmaz, ahiretini de mahveder:   “Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçoğunu cehenneme mahkûm ettik. Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır.” (7:179)   Furkan Suresi ise Kuran’ın mesajına karşı aldırışsız kalanları şu şekilde nitelendirmiştir: “Yoksa sen bunların çoğunun işittiklerini, akıl ettiklerini mi sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler, hatta yolca, hayvanlardan da şaşkındırlar.” (25:44)   Kutsal mesajın, akılcı bir şe... Devamı

HADİS VE HİKMET

2012-10-16 08:53:00

  HADİS VE HİKMET     Yanlış İddia 11   Kuran, bazı ayetlerinde elçinin, Kitap’ın ve “hikmet”in (yani bilgeliğin) bilgisini vermekle görevli olduğunu belirtir. Kitap ile Kuran kastedilirken, hikmet ile Kuran dışında, okunmayan, peygambere verilmiş ve gelenek kitaplarında bulunan gizli bir vahiy kastedilir.   Düzeltme 11   Daha önce de belirttiğimiz gibi, Kuran bir kavram verdiği zaman onu havada bırakmaz, açıklar. Bazı Kuran ayetlerinde Allah’ın elçisinin, Kitap’ın ve hikmetin bilgisini vermekle görevli olduğu söylenir. İşte bu noktada, Kuran bizlere Kitap’ın ve hikmetin ne olduğunu açıklamaktadır:   “‘Rabbimiz! İçlerinden onlara, senin ayetlerini okuyacak, kendilerine Kitap'ı ve hikmeti öğretecek, onları temizleyip arındıracak bir elçi gönder. Sen, evet sen, Yücesin, Bilgesin.’” (2:129)   “Yemin olsun ki, Allah müminlere lütufta bulunup onları minnettar bırakmıştır: Kendi içlerinde onlara öyle bir elçi gönderdi ki, onlara Allah’ın ayetlerini okuyor, onları temizleyip arındırıyor, onlara Kitap'ı ve hikmeti öğretiyor. Oysaki onlar, bundan önce açık bir sapıklığın tam içindeydiler.” (3:164)   Yukarıdaki ayetlerde ve birçok benzerlerinde elçinin Kitap’ı ve bilgeliği vermekle görevli olduğu söyleniyor. Kitap ile kastedilenin Kuran olduğunu aşağıdaki ayetler göstermektedir: “Elif. Lâm. Mîm. İşte sana o Kitap! Kuşku yok onda. Bir kılavuzdur o, sakınanlar için.” (2:1-2)   “Rabbinin Kitapı'ndan sana vahiy edileni oku. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O'ndan başka bir sığınak da bulamazsın.&rdq... Devamı

HADİS VE ESBAB-I NÜZUL

2012-10-16 08:52:00

  HADİS VE ESBAB-I NÜZUL     Yanlış İddia 10   Kuran’ı anlamak için “esbab-ı nüzul”u (ayetin iniş sebebini) bilmeliyiz. Çünkü bir ayetin neden ve nasıl bir tarihsel arka plan ile vahiy edildiği konusunda bilgilenmeden Kuran’ı anlayamayız.   Düzeltme 10   Kuran, uyarıları ve emirleri sadece belli bir zaman ve mekâna hitap eden bir kitap değildir. Kuran her dönemde uygulanması gereken değişmez prensipler verir. Kuran’ın açıklanması için belli bir dönemle ilgili tarihsel rivayetlere ihtiyaç olduğunu iddia etmek, Kuran’ı belli bir döneme hapsetmek ve onu varsayımlara bağlamaktır. Oysa Allah, Kuran’ı “herkes için bir öğüt” (81:27) ve “insanlara kılavuz” (2:185) olarak niteleyerek bu görüşe karşı çıkmaktadır. Kuran, ayetlerin de gösterdiği gibi tüm insanlar için, her yerde ve zamanda toplumun inşası veya yeniden inşası için gerekli kutsal prensipleri sunar. İnsanlığın olduğu her yerde, Kuran’ın kutsal değerleri geçerlidir. Bu değerler kalıcı, sürekli ve değişmezdir. Zamanın ve mekânın şartlarına göre değişiklik göstermez. Kuran’ın bu değişmez hükümleri geçmişte ne kadar uygulanabilirse şimdi de o kadar uygulanabilir. Kuran’da anlatılanlar, hatta geçmiş kavimler ve elçiler hakkında anlatılanlar bile, tarihi hikâyeler olarak sunulmamaktadır. Bu tarihsel anlatılar bize bazı prensipleri öğretir. Bize düşen görev tüm Kuran’ı bir rehber ve içinde yaşadığımız zaman için bir ışık olarak düşünmek, günümüz sorunlarının çözümlerini bu kutsal uyarı ve emirlerde aramaktır. Geçmişte yaşandığı iddia edilen tarihsel riv... Devamı