5 - KURAN’IN EKONOMİK ÖĞRETİSİ (devamı)

2013-12-19 15:48:00
· İnsanın yaşamasını sağlayan bütün kaynaklar insana Allah'ın büyük bir lütfü olarak telakki edilir: bu ister bireysel, ister kolektifleştirme, isterse millileştirme yoluyla olsun, her türlü tekelleşmenin yasaklandığına kişinin Allah'ın yaydığı yeryüzünde gezip mümkün olan en yüksek kazancı elde etme özgürlüğüne sahip olması gerektiğine delalet eder.
 
· Özel mülkiyet serbestîsi tanınmıştır, fakat bu serbesti sınırsız değildir.
 
· Genel olarak toplumun ve diğer kişilerin çıkarlarıyla ilgili olarak sınırlamalar getirildiği gibi, buna ek olarak kişinin malı üzerinde yakınlarının, komşularının, arkadaşlarının, ihtiyaç sahiplerinin yani bütün toplumun hakkı bulunduğu kabul edilir. Bu hakların bir kısmı kanun zoruyla yerine getirilir, bir kısmı da insanların kendi hür iradelerine gereken değeri vermeleri, bu haklan idrak edebilmeleri için kişileri manen eğitmek üzere konulmuş düzenlemelerdir.
 
· İktisadi sistemin işlemesinin doğal yolu kişilerin hür teşebbüsleri olmaktadır. Tabii bu durum kişiler üzerinde hiçbir sınırlamanın olmayacağı anlamına gelmez. Kendi iktisadi ve kültürel yararları, toplumun menfaati için bu hürriyet kısıtlanabilecektir.
· Kadın ve erkekler kazandıkları, miras aldıkları veya herhangi bir meşru yolla elde ettikleri mallara sahip olmada ve bu sahip olmanın sağlayacağı yararlardan faydalanmada eşit haklara sahiptirler.
· İnsanlar arasında iktisadi uçurumun engellenmesi amacıyla kişiler hasislikten men edilip, bağışta bulunmaya, Allah'a güzel bir hediye sunmaya teşvik ediliyor. Fakat aynı zamanda mallarını çar-çur etmemeleri için uyarılıyorlar da.  
· İktisadi bakımdan adaleti sağlamak için, servetin belli kanallara akışını zorlayacak gayri meşru vasıtaların kullanılmamasını emreder. Meşru vasıtalarla kazanılsa bile, servetin belli bir yerde dolanmasını, istif edilmesini, tedavülden çekilmesini men eder. Servetin devamlı dolanımda olmasını gerektiren düzenleme herhangi bir nedenle toplumun yarattığı hâsıladan makul bir pay almayan kişiler lehinedir.
· Bu programa göre ekonomik adaletin sağlanması için hukuken veya Devletin çok fazla müdahalesi gerekmez. Ekonomik adaletin sağlanması için Devletin kaçınamayacağı çok cüzi sayıda yükümlülük belirtildikten sonra, bu amaca varmak için başka şeyler devreye sokuluyor, kişilerin fikri ve manevi yönden gelişmelerini sağlayarak toplumsal uzlaşma ve toplumun genel olarak gelişmesini gerçekleştirilmesi gibi. Yani ekonomik adalet kişilerin ekonomik alanda tam olarak özgür olmaları prensibiyle tam bir uyum göstermektedir.

 

· Sınıf çatışması üretme yerine sınıflar arasında dayanışma ruhunu yaratarak bu çatışmalara bir son verir.

310
0
0
Yorum Yaz